Sorunlarımız

Published by:

Huzur Patlaması

İnsanlar sağlıklı, sorunsuz, sorgusuz, problemsiz, mutlu yaşıyorsa buna huzur zenginliği denir. Huzur ortamı genişledikçe toplumda yaşayan bireyler daha rahat hareket edilince, bu rahatlık ve huzur ortamı doyum noktasına gelir. İşte bu noktadan sonra bireylerin yaradan a şükür etmesi gerektiğini düşünüyorum. Sabır, karşısındaki kişinin  olumlu veya olumsuz isteklerinin frenlendiği andır. Ortam ister huzurlu olsun isterse huzursuz olsun hızlı bir şekilde gelişir. Hata yapma oranı artar ve huzur ortamı bozulur.

Neden, neden mi? derseniz.

İnsanlar etraflarına bakıp da kendi huzur zenginliğinin farkına varmazlar. Bu bolluk o insanı sarhoş etmeğe başlar. Çevresindekilerin yaşam tarzına gereksiz kurallar koymaya başlarlar. Aile ortamında veya iş ortamında çevresindekilerden kusur aramaya başlarlar. Sorunlarını kendine karşısına alır. Sorunu hedef aldığı insanların sorunu olarak görür ve sevdiklerinin üstüne yıkarlar. Çünkü biliyorlar ki sevdikleri insan susacak, sabredecek veya itaat edecek. Kendini hep haklı görür. Sonra edep çizgisinin  kendisi tarafından aşıldığını fark etmemektedir. Küçük şeylerden büyük  olaylar yaratır. Sorunun taraf olduğu problem hedef kişi tarafından çıkarılıyormuş gibi zannetmektedir.

İşte bu huzur patlaması, rahatlık ve huzur ortamının doyum noktasına geldiği andır. Huzur ortamını nasıl hayal ederseniz ediniz. Patladığında muhatap olduğunuz kişilere yaptığınız iyilikler,sohbetler,yardımlar, vs… Her bir iyilik huzur patlamasında hasar görür.  Huzur ortamının bir anda yok olduğunu gören insan; sabretmez. Olayları analiz etmez. Kendisinde kusur aramaz yine karşısına aldığı kişiye saldırmaya devam eder. Bundan sonra hakaret, kavga, çatışma ortamı başlar. Huzursuzluk sebebi sensin diye düşünür.

Huzurunun başkaları tarafından bozduğuna  inanmaya başlar. Halbuki kendisi; karşıdaki  kişilere kurallar koyduğunu, sürekli karşısındakileri eleştirdiğini, kendisi her şeyi doğru yaptığına inandığı veya huzursuzluğun kendisinden kaynaklandığını fark etmez. Birileri uyarsa bile onu, gaflet uykusundan uyandıramaz. Çünkü o kişi gaflet noktasında şükür etmeyecek, sabretmeyecektir. Kendi huzurunu mahvederek ve çevresinde sevdiklerine  de zarar verecektir.

Kırılan kalpler, yok olan ümitler, var olan sevgiler ve saygılar güvensiz bir ortam meydana getirmiştir. Çevresindekiler bir, bir kedisinden uzaklaşır. Yalnız olduğunu anladığında beklide çok zaman geçmiş olacaktır. Artık huzurun yok olduğunu fark etmiştir. O zaman huzur patlamasına sebep olmadan birazcık sabırla; küçük problemleri anlayacağını, tatlı sözlerle problemi çözeceğini anlayacak ve kendini suçlayacaktır.

Çözüm ve çözümsüzlük neden mi?

Sabretmek, hoşgörülü olmak.

Sevdiklerine saygılı olmaktır.

Zararın neresinden dönseniz huzurunuz için kârdır.

Çözüm hatanın kendisinden kaynaklandığını söylemektir.

Çözüm karşı olduğu kişiden özür dileyip, helalık almaktır.

Çözümsüzlük ise ölene kadar susmaktır.

 

İbrahim GÜLTEPE

ERZİNCAN

06.01.2016